Afrodit
Doğum Tarihi: -
Afrodit kaç yaşında : -
Burcu:
Meslek:
Doğum Yeri:
Afrodit, Yunan mitolojisi'nde aşk, güzellik, arzu ve cinsellikle ilişkilendirilen tanrıçadır. Roma mitolojisi'ndeki karşılığı Venüs'tür. Antik Yunan dünyasının en önemli tanrıçalarından biri olan Afrodit'in özellikle Kıbrıs, Kythira ve Anadolu'da güçlü kült merkezleri bulunuyordu.
Afrodit'in doğumu konusunda antik kaynaklarda iki temel anlatı vardır. Homeros'un İlyada'sında Afrodit, Zeus ile tanrıça Dione'nin kızıdır. Hesiodos ise Theogonia'da çok farklı bir doğum öyküsü anlatır. Bu anlatıya göre Kronos, babası Uranos'u bir orakla hadım eder ve Uranos'un denize düşen organlarının çevresinde oluşan köpüklerden Afrodit doğar. Tanrıçanın adı da antik çağdan itibaren Yunancada “köpük” anlamına gelen aphros sözcüğüyle ilişkilendirilmiştir.
Göksel Afrodit ve Halkın Afroditi
Platon, Şölen adlı eserinde Afrodit hakkındaki iki farklı soy anlatısından hareketle iki Afrodit'ten söz eder. Uranos'tan doğan, annesi bulunmayan tanrıçayı Aphrodite Urania yani “Göksel Afrodit”; Zeus ile Dione'nin kızı olan tanrıçayı ise Aphrodite Pandemos yani “Halkın Afroditi” olarak adlandırır. Platon bu ayrımı farklı aşk biçimlerini açıklayan felsefi bir tartışmanın parçası olarak kullanır.
Afrodit'in Özellikleri
Afrodit, güzelliğin, aşkın ve arzunun tanrısal gücünü temsil eder. Antik sanat eserlerinde kimi dönemlerde giysili, özellikle sonraki dönemlerde ise çıplak veya yarı çıplak biçimde betimlendi. Güvercin, serçe, kuğu, gül ve mersin bitkisi tanrıçayla ilişkilendirilen simgeler arasındadır.
Afrodit'in çevresinde güzellik ve zarafeti temsil eden Kharitler ile mevsimlerin ve doğal düzenin tanrıçaları Horalar bulunur. Eros da özellikle sonraki Yunan ve Roma sanatında Afrodit'in yanında sıkça betimlenmiştir. Ancak Hesiodos'un Theogonia'sında Eros, Afrodit'in çocuğu değildir; dünyanın oluşumunun başlangıcında ortaya çıkan ilk kozmik güçlerden biridir.
Homeros'un İlyada'sında Hera, Zeus'u baştan çıkarmak amacıyla Afrodit'ten aşk ve arzu uyandıran işlemeli kuşağını ödünç alır. Bu nesne daha sonraki anlatımlarda Afrodit'in büyülü kuşağı veya kemeri olarak ün kazanmıştır.
Hephaistos ve Ares
Mitolojik anlatılarda Afrodit'in evliliği ve sevgilileri konusunda farklı gelenekler bulunmaktadır. Homeros'un Odysseia'sındaki ünlü anlatıda Afrodit, demircilik ve ateş tanrısı Hephaistos'un eşidir; ancak savaş tanrısı Ares ile gizli bir ilişki yaşar.
Hephaistos, eşinin Ares ile ilişkisini öğrenince görünmez ve koparılamaz bir ağ hazırlar. Afrodit ile Ares'i birlikte yakalayarak diğer tanrıları onları görmeye çağırır. Bu öykü Odysseia'nın en tanınmış mitolojik bölümlerinden biridir.
Daha sonraki mitolojik geleneklerde Afrodit ile Ares'in çocukları arasında Phobos (Korku), Deimos (Dehşet) ve Harmonia (Uyum) sayılır. Bazı geleneklerde Eros da çiftin çocukları arasında gösterilir. Ancak Afrodit'in çocukları ve bunların babaları konusunda antik kaynaklar birbirinden farklı soy anlatıları verir.
Hermaphroditos, Aeneas ve Diğer Çocukları
Afrodit'in Hermes (mitoloji) ile birlikteliğinden Hermaphroditos'un doğduğu anlatılır. Adı anne ve babasının adlarının birleşiminden oluşan Hermaphroditos, daha sonraki mitolojik anlatılarda nympha Salmakis ile birleşerek hem kadın hem erkek özellikleri taşıyan tek bir bedene dönüşür.
Afrodit'in en önemli ölümlü sevgililerinden biri Ankhises'tir. Homeros'a İlahi'de anlatıldığı üzere Afrodit, ölümlü bir kadın görünümüne girerek Troya kraliyet ailesinden Ankhises ile birlikte olur. Bu birliktelikten Aeneas doğar. Aeneas daha sonra Truva Savaşı'nın önemli kahramanlarından biri haline gelir ve Roma mitolojisinde Romalıların efsanevi ataları arasında kabul edilir.
Bazı antik geleneklerde bereket tanrısı Priapos'un annesi de Afrodit olarak gösterilir; ancak babasının kimliği konusunda kaynaklar farklı anlatımlar sunar ve bunlardan birinde babası Dionysos olarak belirtilir.
Afrodit ve Adonis
Afrodit'in en ünlü aşk hikâyelerinden biri Adonis ile ilişkisidir. Adonis'in doğumu hakkındaki anlatıların farklı biçimleri vardır. Bunların en tanınmışlarından birinde Myrrha, babasına karşı yasak bir aşka sürüklenir; daha sonra bir mür ağacına dönüştürülür ve Adonis bu ağaçtan dünyaya gelir.
Olağanüstü güzelliğiyle tanınan Adonis'e Afrodit âşık olur. Adonis'in bir yaban domuzunun saldırısı sonucu ölmesi, aşk ve ölüm temalarının birleştiği önemli mitlerden biri haline geldi. Adonis kültü ve onun için düzenlenen törenler antik dünyada bitkilerin ölümü ve yeniden doğuşuyla da ilişkilendirildi.
Paris'in Yargısı ve Truva Savaşı
Afrodit, Truva Savaşı mitlerinin başlamasına yol açan Paris'in Yargısı öyküsünün merkezindeki üç tanrıçadan biridir. Peleus ile Thetis'in düğününe davet edilmeyen anlaşmazlık tanrıçası Eris'in ortaya attığı ve “en güzele” ait olduğunu belirttiği altın elma, Hera, Athena ve Afrodit arasında anlaşmazlığa neden olur.
Zeus, seçimi kendisi yapmak yerine kararı Troya prensi Paris (mitoloji)'e bırakır. Üç tanrıça Paris'in kendisini seçmesi karşılığında farklı ödüller vaat eder. Hera iktidar ve krallık, Athena savaşta başarı ve bilgelik, Afrodit ise dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat eder.
Paris (mitoloji), altın elmayı Afrodit'e verir. Afrodit de ona Sparta Kralı Menelaos'un eşi Helen'in aşkını kazandırır. Paris ile Helen'in Troya'ya gitmesi, Yunan ordularının Troya'ya karşı sefere çıkmasına yol açan mitolojik olaylar zincirini başlatır.
Truva Savaşı sırasında Afrodit Troyalıları destekler. Bunun önemli nedenlerinden biri Paris'in kendisini tanrıçaların en güzeli seçmesi, bir diğeri ise oğlu Aeneas'ın Troyalıların safında savaşmasıdır. İlyada'da Afrodit, savaş alanında yaralanan Aeneas'ı kurtarmaya çalışırken kendisi de yaralanır.
Kıbrıs, Kythira ve Afrodit Kültü
Afrodit'in en eski ve önemli kült merkezleri arasında Kıbrıs ve Kythira adaları bulunur. Hesiodos'un doğum anlatısında tanrıça denizin köpüklerinden doğduktan sonra önce Kythira'ya, ardından Kıbrıs'a ulaşır. Bu nedenle “Kypris” ve “Kythereia” gibi adlar Afrodit'in yaygın sıfatları arasında yer aldı.
Kıbrıs'taki Paphos, antik dünyanın en önemli Afrodit kült merkezlerinden biri haline geldi. Tanrıçanın denizden doğuşu, Kıbrıs'la ilişkisini antik şiir, din ve sanatın kalıcı motiflerinden biri yaptı.
Anadolu'da Afrodit ve Aphrodisias
Afrodit Anadolu'da da yaygın biçimde tapınım gören bir tanrıçaydı. Günümüzde Aydın'ın Karacasu ilçesindeki Geyre yakınlarında bulunan Aphrodisias, tanrıçayla özdeşleşen en önemli antik kentlerden biridir. Kent adını Afrodit'ten aldı ve Afrodit kutsal alanı kentin dinî yaşamının merkezini oluşturdu.
Aphrodisias'taki tanrıça kültü klasik Yunan Afroditi ile daha eski bir yerel Anadolu bereket tanrıçasının özelliklerini bir araya getirdi. “Aphrodisias Afroditi” olarak bilinen kült heykelinin ikonografisinde Kharitler, Helios, Selene ve Eros figürleri gibi tanrıçanın farklı özelliklerini temsil eden unsurlar yer aldı.
Afrodit'e adanmış kült ve kutsal alanlar Batı Anadolu'nun başka bölgelerinde de bulunuyordu. Çanakkale, Aydın, Muğla ve Balıkesir çevresindeki çeşitli antik kentlerde tanrıçaya yönelik tapınımın arkeolojik izlerine rastlanmaktadır.
Sanatta Afrodit
Afrodit, Antik Çağ'dan günümüze Batı sanatında en çok betimlenen mitolojik figürlerden biri oldu. Antik Yunan ve Roma heykellerinde farklı biçimlerde tasvir edilen tanrıça, özellikle Rönesans döneminde yeniden sanatçıların önemli konularından biri haline geldi.
Sandro Botticelli'nin yaklaşık 1485 yılında yaptığı Venüs'ün Doğuşu (The Birth of Venus) adlı tablo, Afrodit/Venüs'ün sanat tarihindeki en ünlü betimlemelerinden biridir. Günümüzde Floransa'daki Uffizi Galerisi'nde bulunan eser, tuval üzerine tempera tekniğiyle yapılmıştır.
Adına karşın tablo doğum anından çok, deniz köpüğünden doğmuş olan Venüs'ün rüzgârların yardımıyla Kıbrıs kıyısına ulaşmasını betimler. Tanrıça büyük bir deniz kabuğunun üzerinde çıplak olarak dururken, soldaki rüzgârlar onu kıyıya doğru taşır; sağdaki kadın figürü ise tanrıçayı bir örtüyle karşılar.
Botticelli'nin kompozisyonunda antik heykellerin etkileri görülür. Uffizi Galerisi, eserin konusunun Rönesans şairi Angelo Poliziano'nun şiirlerinden esinlenmiş olabileceğini belirtmektedir. Tablo, Rönesans döneminin Antik Yunan ve Roma mitolojisine duyduğu ilginin en tanınmış örneklerinden biri haline gelmiştir.
Kaynak:Biyografiler.com










